- Önceki yazımda bahsettiğim gibi Niksar'a köyüme gittim.
- 1 hafta diye gidip 3 hafta kalınca ve orada da gündüzleri yapacak pek bir şey olmadığından (sıcak tabi) neredeyse tüm zamanımı televizyon karşısında geçirdim.
- E İnternet'te yok haliyle.
- Televizyon karşısında geçirdiğim zaman süresince buraya yazacak pek çok konu buldum.
- Bunlardan birisi inka eriği denen olaydır.Reklam aynen şu ' inka eriği, tokluk hissi veren, susuzluk hissini azaltan ekvator kaynaklı bir meyvedir.'Acıkmadan, susamadan ramazan.Oh mis.
- Bunu Ahmet Hoca'ya danışmak lazım tabi.En cüppelisinden aha aha aha (Hayat Bilgisi'ni de çok izledim ben)
- Neyse bir diğer konu
- Ramazanın gelmesiyle birlikte koka kola reklamlarında bir çocuk, bir elinde koka kola, diğer elinde ramazan pidesi, eve doğru koştururdu.O çocuk ne oldu? Hiç görünmez oldu ortalarda.Kovuldu mu uoksa? Ne oldu?
- Başka bir şey de
- Üniversite tercihlerinin yapılmasından önce Ntv ve Cnbc-e de yayınlanan doğru tercih adlı programı izleyip izleyip efkarlandım, içime bir sıkıntı düştü.Ne olcam ben büyüyünce diye...
- Bir de şu BRC reklamlarındaki Gazanfer Usta kimmiş araştırdım.Kendisi otogaz konusunda Türkiye'nin bilirkişisi imiş.Reklamın rapçi bir robot tarafından (robot mobot her neyse işte) söylenmesi ise Gazanfer Usta'nın Rap müziği sevmesiymiş...
- BeeeReeeCeee
- Evet bu faydalı bilgiden sonra
- Nasıl Show Tv sürekli olarak izleyiciye Doktorlar'ı dayıyor.Aynısını e2 adlı kanal da Merlin dizisinde yapıyor.Öyle ki bu yaz gününde izleyecek pek birşey olmayan bu televizyonda Doktorlar ile Merlin den başka izleyecek başka seçenek (tabi kadın programları da bir seçenek) olmamasından dolayı günlerimi Merlin'in aynı bölümünü günde 3 kez izleyerek geçirdim.
- Artık karşıma bir Mantikor çıksa nasıl üstesinden geleceğimi biliyorum mesela.
- Neyse bu kadar televizyon muhabbeti yeter (aslında daha çook şey var ama yazarken ben bile sıkıldım televizyondan öğ geldi)
- Neyse işte Köydeydim ben.
- Domuza pis hayvan derler.Bunun sebebi de ne bulsa yer şeklinde olan düşüncedir.Ancak bizim köydeki domuzlar hiçte öyle değil.Aksine çok seçici.
- Bahçeye girerler patatesleri söküp güzel, sarı olanlarını yer, beyazlarını bırakırlar.Mısırların olmuşlarını yiyip fındık yemeden bahçeyi terk etmezler.
- Bu kadar seçici domuzlara pis demek mümkün mü şimdi?
- Fındık dedimde aklıma geldi bir zamanlar 'Hergün bir avuç fındık iyi gelir.Tabi yerseniz hehehe' diye bir reklam vardı.Ne espritüel bi reklamdı öyle...
- Yazımın buraya kadar ki bölümünü yazalı 1.5 hafta olmasına rağmen bir türlü tamamlamaya fırsat bulamadım.Kısmet bu geceyeymiş...
- Konuyu tamamlayayım bari.İşte bizim köy falan.
- Hah aklıma geldi.
- Bir gece bizim köyde asfaltın ortasında yatmışız güneşleniyoyoruz.(yahu güneşlenmiyoruz işte gece gece ne güneşi.)Tamamen sebepsiz yatmışız.Yıldızları gözlüyoruz.
- Hav hav hav, hırrrr
- Ne idüğü belirsiz bir köpek yüzünden kedimizi birkaç yüz metre ileride bulduk...(En önde ben tabii)
- Bu saçma anı köydeki tüm zamanımı televizyon karşısında geçirmemiş olduğumun bir kanıtı olarak burada kalabilir pek tabii.Bence bir zararı yok.
- Köyü bir kenara bırakacak olursak.
- Kendime nikneyim buldum beeeen!
- Bundan sonra yayın hayatıma "Bay Papyon" olarak devam edeceğim!
- Hatta şöyle bir güzel haberim daha olacak.Bundan sonra url'm ve başlığım da "Bay Papyon"olacak.
- Bu isim için ilham perim olan Batu'ya çok teşekkür ediyor, gözlerinden öpüyorum...(söyleyeli birkaç ay geçmişti ama yeni kara verdim)
- Hoş ama dimi "Bay Papyon"...
- Başka bir konu...
- Evet.Çoğunuzun haberi olduğu üzere (çoğunuzun gözüne gözüne soktum biliyorum) Amazon Özgür Aksın Eylemi yaptık.Bu eylem medyada baya bir ses getirdi.Bu da bizi çok çok mutlu etti.
- Haberi olmayanlar için söyleyeyim.
- Yaklaşık 20 yıldır Amazon Nehri üzerine yapılmak istenen bir baraj projesi var.İsmi Belo Monte.
- Eğer ki bu proje gerçekleşirse Amazon nehri'nin sularının %80 i alıkoyulacak ve orada yaşayan gerek yerli kabileler gerekse hayvanlar susuz kalacak...Belki birçoğu bu sebepten dolayı yok olacak veya o bölgeyi terk etmek zorunda kalacak...
- Aslında linkteki haberde her şey tüm ayrıntısıyla anlatılmış isterseniz bir göz atın... http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1061107&CategoryID=85
- "Çoğumuz için Amazon, dünyanın öbür ucunda belki de hiç göremeyeceğimiz uzak bir masal diyarı. Oysa Amazon’da yaşananlarla burada, Dicle Nehri’nde Hasankeyf ve Dicle Vadisi’ni tehdit eden Ilısu Barajı için yaşananlar arasında hiçbir fark yok. Dünyanın en önemli can damarları barajlarla kesilmeye çalışılıyor ve geri dönüşü olmayan büyük yıkımlar yaşanıyor. Nehirler akmadığında dünyanın ne derece yaşıyor olacağı ve dünyadaki yaşamın ne kadar süreceği belirsiz."
- Gerçekten de çok doğru demiş...
- Ayrıca bu eylem şimdiye kadar katıldığım en güzel eylem oldu...
- Eylemden sonra belediye otobüsüne atlayıp Kızılay'a gittik ve sanırım o halimizle sokakta yürüyen insanları biraz şaşırttık :)
- Bu da Ntv de çıkan haberimiz...
- http://video.ntvmsnbc.com/ankarada-amazon-eylemi.html
- Kapaat gözlerinii kiimsee görmeesiiin.Yalnız beniiim içiiiin baak yeşiiil yeşiiil
- Biliyorum bu yazıyı salı günü yayınlayacağıma söz vermiştim ama son anda bir Hacıbektaş programı çıktı..Bunun için Damla'dan tekrar özür dilemek istiyorum.Evet çok üzgünüm...
- Hacıbektaş'tan da döneli birkaç saat oldu ha.
- Hacıbektaş ne kadar da güzel bir yerdi.
- Yazın bu zamanı soğuktan kazak ve battaniye kullanarak ancak korunabileceğiniz iç anadolu nun nadir bölgelerinden herhalde.
- Gerçekten üşüdüm yahu...
- Ama o kadar kısa sürede o kadar güzel zaman geçirdim, o kadar güzel yerler gördüm ki üşümenin lafı bile edilemez...
- Buram buram tarih kokuyor...
- Öyle ki ceviz ağacı bile tarihi..O bölgede Anıt ceviz ağacı olarak geçen ceviz ağacı 700 yaşını geçmiş...
- Son gün başıma bir talihsizlik gelmedi de değil.
- Alerji oldum.Neye karşı olduğunu bile öğrenemeden kaba etime de iğneyi yedim.
- Üstüne de ilaç.
- Ve alerji halen aralıklarla kendini göstermekte...
- Daha yazacak şeylerim olmasına rağmen 4 saat sonra tekrardan köye gitmek için yola çıkmak zorunda olduğumdan bu yazımı da burada sonlandırmak zorunda kalıyorum.
- Evet evet köye tekrar gidiyorum...
- Konuların arasından fazlasıyla zaman geçmesi ve bu sebeple konu dağınıklığı olması sebebiyle bu seferlik teşekkür teessüf bölümünü yazamıyorum...
- Tekrardan Sürç-i lisan ettiysem affola (Evet böyle yazılıyormuş)
Bay Papyon
26 Ağustos 2011 Cuma
Bana Artık Bay Papyon Deyin
Canım okur
26 Temmuz 2011 Salı
Hot Tamale
Çok çok sevgili okur
Telefonuma (50 tl' lik bir tamir karşılığında çalıştığı için)
- Nick ve url arayışlarım halen sonuçsuz ancak size güzel bir haberim var.
- Bundan böyle blogun ana başlığına yazdığım konunun başlığını vermeye karar verdim.
- Boş durmasından iyidir canım.
- Ki Bu haftaki başlığım çoğunuzunda bildiği efsane, bir o kadar dile dolanan Hot Tamale.
- hat tımale.hat hat tımale.hat tımale hat hat.
- Her dinleyişimde dilime dolanıyo mübarek.
- Neyse
- Ankara'da ayılana, bayılana, daralana Gölbaşı'nda ki aquapark ı önereceğim.
- Gidin, yatın, güneşlenin.Amele yanıklarınızdan kurtulun.
- Ayrıntı http://www.ankaraaquapark.com/
- Başka bir önerim daha var.
- Yine Ankara'da sıkılana,daralana, akşam ne yapsak ki diyene.(bunu cumartesi akşamı için diyor olması lazım tabii) CerModern'de cumartesi akşamları açıkhava sineması var.
- Ankara'da olduğum her hafta(tabi para da olması lazım) gitmeyi planladığım bir olay.
- Açık hava sinemasına hiç gitmemişseniz eğer, çok şey kaçırmışsınız demektir.
- Film izlerken uçak geçiyor, kafanı kaldırıp bakabiliyorsun.Hafif esiyor, üşüyorsun falan.Bunlar benim küçüklüğümden beri kapalı sinema da hiç yapamadığım, hissetmediğim şeylerdi
- 8 lira bide mis gibi fiyatı var.
- Du yu layk tımalee. Hat tımalee? Ay layk tımale hat hat.
- Bu aralar poker'de ne şanslıyım öyle yahu.
- Bir başka konu da Tarkan.
- Normalde şarkılarının çoğunu bilmediğim, dinlemekten pek haz etmediğim Tarkan'ın Fanta konserinde ne eğlendim öyle yahu.
- Bir de,
- Benim adaş (Berk Özdemir) bana jest yapmış.Adımı blogunda yazmış falan.Ben de eksik kalmayayım deyiverdim.Hazır bu maddecikteyken şunu söylemeliyim.Adaş sana çok özeniyom lan.Nasıl o kadar uzun yazabiliyon? Nerden buluyon o kadar yazacak şeyi? Merak edene linki http://benbirseyyaziyorum.blogspot.com/
- Yahu şu King denen oyunu bikaç hafta önce öğreniverdim de.Batak oynayarak geçirdiğim zamana acıyıverdim.
- Ne güzel oyun o öyle.
- Bir de hep kaybetmesem o oyunun üstüne yok ancak gelin görün kazanamıyoruz.
- Öyle ki oyun içinde oyun yani.Rıfkı'sı var, el almazıı var, kız almazı var...Varda var.
- Bir de yaklaşık 1 saat sonra yola çıkıcam.
- Köyüme gidiyorum Niksar'a (Tokat)
- Bir sonraki yazımda bol bol oraların güzelliklerinden bahsetme sözü vererek bu yazımı sonlandırıyorum.
- (Tabiki deteşekkür ve teessüflerimi pas geçmeyeceğim)
- Sürç-i lisan etiysem affola (Böylemi yazılıyordu bu yahu)
Telefonuma (50 tl' lik bir tamir karşılığında çalıştığı için)
Amcama (14 tane Fanta festival bileti verdiği için)
Çağlar Abi'ye (King öğrettiği için)
İlk yazımı beğendiğini söyleyenlere ( Bu yazı için bir nevi doping etkisi yarattıkları için)
Hot Tamale'ye (her dinleyişimde yüzümü güldürdüğü için)
Teessüf
Facebook'umu hackleyen şahsa (Beni küçük düşürmeye çalıştığı için)
Windows Media Player'a ( Dvd filmleri oynatmamakta ısrarcı olduğu için)
Havalara ( Çok sıcak oldu.Terliyoruz yahu)
Twitter'a (140 karakterlik yazı kotası koyduğu için)
Sevgiler,Saygılar...
18 Temmuz 2011 Pazartesi
Hoşgeldim
Çok sevgili okur
- Kaç zamandır düşünüyodum bi blog açsam, insanlar okusa, mutlu olsam, falan diye.Kısmet bugüneymiş meğersem.
- Bu uzun zamandır düşünmemin bir sebebi de. Nick im ne olcak, url ne olcak, başlık ne olacak sorularına bulamadığım yanıtlardır.(Sizin de görmüş olduğunuz gibi halen bir cevap bulabilmiş değilim)
- Yazılarımı adaşımın bloğunda gördüğüm gibi.Onun da Alpay Erdem'den gördüğü gibi.Mizah dergilerinde sıkça görebileceğiniz "madde madde" yazmaya karar verdim. Bence iyi ettim.
- Bu bloğun formatının daha çok günlük şeklinde olmasını planlıyorum. (olmayabilir de)
- Neyse
- Haftasonu Rize'deydim. Atlas Dergisi ve Doğadan' ın baya bir kıyağını görmüş şekilde döndüm.
- İçimde bir burukluk var.
- Ellerinde mıhlama, bizi karşılayan , güler yüzlü insanlar vardı.
- Rize ne güzel yerdi öyle ya.
- İşte böyle yerler vardı.
- Bol miktarda kaliteli şarap, sağda solda yakılmış ateşler ve çok iyi bir müzisyenimiz de vardı.
- Ne güzel söyleyidu öyle.
- Kenan Amca' nın çay bahçesi ve o çay bahçesinde çay toplayan bir "ben" de vardı.
- Faydalı bir bilgi de yaşlanmak istemeyenler için vardı.Çayın tomurcuğu tam bir antioksidan'mış! Yemeden geçmedim tabii.
- Şundan da söz etmeden geçemicem. Fırtına deresi üzerinden uçarak geçtim.Evet ben geçtim! (İplerin ve makara düzeneğinin varlığını da yok sayamam tabii) Ne güzel duyguydu o öyle.
- Tamamen konuyla alakasız Voldemort' da ne öldü öyle yahu.
- Yazımın sonuna gelirken Alper Ocak Beyefendi'de gördüğüm ve hoşuma giden bir bölümü de blog geleneğime katmak istiyorum.
Mustafa Amca'ya (Bizi geç kaldık korkusundan kurtaran kahraman minibüsçümüz)
Atlas Dergisi'ne (Böyle bir organizasyon yaptıkları için)
Doğadan firmasına (Sayelerinde cebimizden 5 kuruş çıkmadı ve uzun bir süre yetecek kadar çay stoğumuz oldu)
Anneme (O haber vermeseydi böyle güzel bir etkinlikten habersiz, Ankara sıcağında kavrulacaktım)
Teessüf
Ayakkabılarıma ( Su geçirmez olduğu halde her yağmurda su geçirdiği için)
Cep Telefonuma (Yağmur sebebiyle ıslandığı ve bozulduğu için)
Ulusoy Firmasına (13 saatlik yolu dizlerim ön koltukla bitişik şekilde geçirdiğim için)
Çadırımıza (Gece yağan yağmurda içeride su birikintisi oluşturduğu için)
Saygılar...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
