18 Temmuz 2011 Pazartesi

Hoşgeldim

Çok sevgili okur

  • Kaç zamandır düşünüyodum bi blog açsam, insanlar okusa, mutlu olsam, falan diye.Kısmet bugüneymiş meğersem.
  • Bu uzun zamandır düşünmemin bir sebebi de. Nick im ne olcak, url ne  olcak, başlık ne olacak sorularına bulamadığım yanıtlardır.(Sizin de görmüş olduğunuz gibi halen bir cevap bulabilmiş değilim)
  • Yazılarımı adaşımın bloğunda gördüğüm gibi.Onun da Alpay Erdem'den gördüğü gibi.Mizah dergilerinde sıkça görebileceğiniz "madde madde" yazmaya karar verdim.  Bence iyi ettim.
  • Bu bloğun formatının daha çok günlük şeklinde olmasını planlıyorum. (olmayabilir de)
  • Neyse
  • Haftasonu Rize'deydim. Atlas Dergisi ve Doğadan' ın baya bir kıyağını görmüş şekilde döndüm.
  • İçimde bir burukluk var.
  • Ellerinde mıhlama, bizi karşılayan , güler yüzlü insanlar vardı.
  • Rize ne güzel yerdi öyle ya.


  • İşte böyle yerler vardı.
  • Bol miktarda kaliteli şarap, sağda solda yakılmış ateşler ve çok iyi bir müzisyenimiz de vardı.
  • Ne güzel söyleyidu öyle.
  • Kenan Amca' nın çay bahçesi ve o çay bahçesinde çay toplayan bir "ben" de vardı.
  • Faydalı bir bilgi de yaşlanmak istemeyenler için vardı.Çayın tomurcuğu tam bir antioksidan'mış! Yemeden geçmedim tabii.
  • Şundan da söz etmeden geçemicem. Fırtına deresi üzerinden uçarak geçtim.Evet ben geçtim! (İplerin ve makara düzeneğinin varlığını da yok sayamam tabii) Ne güzel duyguydu o öyle.
  • Tamamen konuyla alakasız Voldemort' da ne öldü öyle yahu.
  • Yazımın sonuna gelirken Alper Ocak Beyefendi'de gördüğüm ve hoşuma giden bir bölümü de blog geleneğime katmak istiyorum.
          Teşekkür
           Mustafa Amca'ya (Bizi geç kaldık korkusundan kurtaran kahraman minibüsçümüz)
           Atlas Dergisi'ne (Böyle bir organizasyon yaptıkları için)
           Doğadan firmasına (Sayelerinde cebimizden 5 kuruş çıkmadı ve uzun bir süre yetecek kadar çay stoğumuz oldu) 
           Anneme (O haber vermeseydi böyle güzel bir etkinlikten habersiz, Ankara sıcağında kavrulacaktım)

           Teessüf
            Ayakkabılarıma ( Su geçirmez olduğu halde her yağmurda su geçirdiği için)
            Cep Telefonuma (Yağmur sebebiyle ıslandığı ve bozulduğu için)
            Ulusoy Firmasına (13 saatlik yolu dizlerim ön koltukla bitişik şekilde geçirdiğim için)
            Çadırımıza (Gece yağan yağmurda içeride su birikintisi oluşturduğu için)

                                                                                                             Saygılar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder